SOHBETLERDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

islamodam

1)Sohbetlerin afakî, siyasi, güncel mevzular olmamasına dikkat etmek gerekir. Sohbetlerin; kalıcı, insanların fikri, ruhi, kalbi ihtiyaçlarına cevap verici mahiyette olmasına ehemmiyet verilmelidir. Sohbetler ukba-dünya saadetini tesis edici mahiyette olmalıdır. Külli prensipler içerisinde sohbetler yapılmalı, sohbetler olabildiğince müşahhaslaştırılmalıdır. Sohbet yapanın niyeti doğrudan doğruya Allah (cc) rızası olmalıdır. Ağzınızı açıp gözünüzü yumduğunuzda perspektifinizde sadece ve sadece Allah (cc) rızası olmalıdır.

2 )Sohbet yapanlar yapacağı sohbetlere iyi hazırlanmalıdır. Sohbetler alelade, amiyane, körü körüne yapılmamalıdır. Sıradan ya da denk geliş durumuna göre yapılan sohbetler verimli sohbetler değildir. Bir vaiz, tebliğci, panelist, ya da konferans verecek olan kişi anlatacağı konuya önceden mutlaka hazırlanmalıdır. Ne anlatması, nasıl anlatması gerektiğini çok iyi tespit ederek, mutlaka konu belli bir amaç doğrultusunda dinleyicilere intikal ettirilmelidir. Sohbetlerle alakalı yapılan hazırlıklar sadece fikri olmamalı ruhi ve kalbi olmasına da özen gösterilmelidir.

3)Sohbete, sohbeti yapacak olan, tespit edilen saatte gelmelidir. Sohbet yapacak olan bir insanda şöyle yanlış bir anlayış olmamalıdır;“Nasıl olsa dinleyiciler beş on dakika sonra gelir, benim de on beş dakika sonra gitmiş olmam her hangi bir kusur teşkil etmez” gibi sakim bir anlayışa sohbet yapacak olan asla düşmemelidir. Sohbet yapacak olanın sohbete erken gelmiş olmasıyla bu ahlakı dinleyicilere aşılamış, mal etmiş olacaktır.

Sohbeti yapacak olan bir insanın çok mütevazı olması gerekir. İnsanlardan her hangi bir beklentiye girmeden vazifesini sade ve samimi olarak yerine getirmelidir.

4)Hangi mevzu olursa olsun başlangıç mutlaka kitapla yapılmalıdır. Sohbete başlamadan önce okunan kitap ve mevzu hakkında dinleyenlere mutlaka bilgi verilmeli, iyi bir tanıtım yapılmalıdır. Okunacak mevzunun hulasası beş on cümleyle aktarılması ve anlatılması önemlidir. Mevzulara karşı ilgi ve alakanın uyarılabilmesi için “şöyle mühim konulara burada cevap verilecektir” tarzında zihni tembih edici uyarıların yapılması mutlaka sağlanmalıdır. Beraatül istihlal nevinden sohbetlere mutlaka önsöz yapılmalıdır. Başlangıcın bu şekilde olması sohbet yapanın mevzulara vukufiyetini ortaya koymuş olur. İnandırıcı olabilmenin yolu da buradan geçmektedir.

5) Okuyacağınız bölümü çok akıcı (selis) bir şekilde okumalıdır. Bir cümleyi geniş geniş okuyup izah etmek meseleyi boğacağından ve hedef sapmasına götüreceğinden dolayı bu tarzdan uzak kalmak gerekir. Okuyacağı bir yeri en fazla on dakika okumalıdır. Sonra meselenin daha kolay anlaşılabilmesi için anlatılan konunun diğer yerlerle bağlantısının kurulması, birbirini tefsir eden bölümlerin ortaya konulması gerekir. En makbul tefsir Ayetin ayetle tefsiri olduğu gibi; en makbul risale dersi de risalelerin yine risalelerle izahı olan derstir. Önemli olan bu irtibatlandırmanın yapılabilmesidir. Anlatılan konularla ilgisi olan ayet ve hadislerin mutlaka bulunması, okunması gerekmektedir. Meseleleri ayet, hadisler ve Risale-i Nur kültürü içinde sunarsak doyurucu olacak, doyurucu olduğu nispette de zevk verecek, ruhların ve kalbin inbisatına vesile teşkil edecektir. Ayet ve hadislerin telaffuzuna dikkat edilecek; gerekirse ezberden okunması dinleyici üzerinde ayrı bir etki uyandıracaktır. Yalan yanlış okumalar, şayet meclisimizde ehli ilim insanlar da varsa, onların tenkidine ve meclisimizi terklerine sebebiyet verecektir. Böyle bir hataya düşmemek için meselelere vukufiyet önemlidir.

6 )Sohbetler esnasında asla şahısların aleyhinde konuşulmamalıdır. Konuşulan insan deccal da olabilir, firavun, Nemrut veya herhangi bir İslam âlimi de olabilir, bunlar hakkında aleyhlerine herhangi bir kelamın sarf edilmemesine çok dikkat etmek lazım gelir.

Bir insan hakkında konuşabilmemiz için o insanın tarih olması gerekir. Bir insanın tarih olabilmesi için ölümünden sonra en az yüz yıl geçmelidir. Mümkün olduğu kadar şahısları yerici veya methedici olmaktan uzak durmak lazımdır. Ola ki orada sizin methettiğiniz şahsı beğenmeyen ya da aleyhinde olduğunuz şahsı seven birileri olabilir. Bu konuşma (sohbet ) tarzınız antipatik olur, dolayısıyla sizi sevimsiz hale getirebilir.

Bizim sürekli zatından bahsetmemiz, methetmemiz gereken zat Efendimiz (as) olmalıdır. Onun dışında diğer büyük zatların da bir kısım meziyetleri ortam müsait ve antipatik olmayacaksa anlatılabilir. Hatta ölçü kaçırılmadan methü senada bulunabiliriz.

7 )Sohbet esnasında günlük mevzulara girmemek gerekir. Muhataplardan günlük mevzularla alakalı merakı olanlar olabilir, böyle durumlarda sohbetin hedefi saptırılmadan bir kaç cümleyle geçiş sağlanıp tekrar asıl mevzumuza dönebilmeliyiz. Sohbetlerimizde verilmesi gerekenlerin verilmesinde ve yetiştirici olmakta yoğunlaşmak gerekir.

8) Sohbetlerdeki verim vicdanen müsterih olup olmamamızla doğrudan orantılıdır. Sohbete daha ilk defa gelen bir insan bile memnuniyetini dile getirebiliyor ve getirenden dolayı Allah (cc) razı olsun diyebiliyorsa sohbet verimli olmuş demektir.

Sohbetleri kendi vicdani kanaatimiz ve insanlarında durumlarına kulak vererek verimli hale getirmeye çalışmalıyız. Sohbetlerin verimli olup olmadığı zahirde belli olur. Az kişiyle başlayan bir sohbet artarak devam edecek hale gelmişse verimli sohbetler oluyor demektir. Çok kişiyle başlayıp ta sonra azalan sohbetler verimli olamadığının ifadesi ve göstergesidir.

9) Soru cevap tarzında sohbetlerin yapılmasına tevessül etmenizi arzu etmem. Çünkü bu herkesin yapabileceği bir sohbet değildir. Muhatabın soru sormaktaki maksadını anlayamayan, sorduğu sorularla fikri alt yapısını tesbit edemeyen bir arkadaşın bu usulle sohbet yapması doğru olmaz. Bu şekil bir sohbete tevessül eden tebliğcinin baltayı taşa vurma ihtimali vardır. Baltanın taşa vurulmasıyla baltaya da yazık edilmiş olabilir.

Soru cevaplarla yapacağımız sohbetlerde biliyorsak birkaç cümleyle cevap vermek; kaynak kitaplara müracaatın yapılmasını sağlamak en güzel usul olacaktır. Sorulan sorulara cevap veremeyecekse bilmiyorum demek en güzel cevap olacaktır. Çünkü bilmiyorum demek en büyük fazilettir. Bilir bilmez her şeyi anlatmaya gelince bu bir fazilet değil büyük bir cehaletin ve hatta cehaletten gelen bir cüretin ifadesidir.

İmam-ı Malik (hz)’e kırk soru sorulmuş, otuz sekiz sorunun cevabını bilemiyorum demiş. Soruları soranlar

– “Ya imam, hem yüksek kürsüye çıkmışsın fakat sorulan soruların çoğuna cevap vermiyorsun” demişler. Ne iş bu diyerek taaccüplerini dile getirmişler. İmam Malik:

– “Ben bildiğim kadarıyla yükseğe çıktım, eğer bilmediklerimle de yükseğe çıkmış olsaydım arşı azama çıkmam gerekirdi” demek suretiyle manidar cevabını vermiştir.

İmam Ebu Yusuf; devrinde Kadı ve devletten ilk maaş alarak görev yapan insandır. İmam-ı Ebu Yusuf kırk sorudan otuz sekiz soruya cevap vermemiş “bilemiyorum” demiştir. Muhatablar:

– “Ya İmam, hem bilmiyorum diyorsun, hem de devletten maaş alıyorsun, insan Allah’tan utanır” demişler. İmam Ebu Yusuf:

– “Ben bildiğimin maaşını alıyorum, bilemediklerimin de maaşını alsaydım, devletin bütçesi bana yetmez” diyor ve güzel cevabını vermiş oluyordu. Bilemiyorum demek bir erdemlilik ve en büyük fazilettir. Bilmiyorsak bilmediğimiz şeyleri yalan yanlış ifade etmekten sakınmalıyız.

10)Mevzular ele alınırken maksadın anlatılması esas olmalıdır. Vesilelerde boğulmak maksadın, ana gayenin unutulmasına sebebiyet verir. Mesela kâinat, güneş sistemi anlatılırken bunlar arasındaki ahenge dikkatler çekilir. Bizim açımızdan böyle bir mevzu ele alınırken güneşin dönmesi; sair sistemlerle aralarındaki ahenkten daha ziyade böyle bir sistemi yaratan Allah’ı (cc) anlatmak asıl maksat olmalıdır.

11 ) Cevaplarda, cevab-ı hakimâneye dikkat etmek lazım. Cevab-ı hakimâne demek, hikmetli cevaplar demektir. Muhatap soru sorduğu zaman, soranın ihtiyacına göre cevap vermek gerekir. Böyle bir cevaplamaya cevab-ı hakimâne denir.

Mesela bir adam Efendimiz(sav)’e geldi. Kıyametin ne zaman olacağını sordu. Esasında kıyametin ne zaman olacağı o adamı çok fazla alakadar etmez. Önemli olan kıyamete hazırlık yapılıp yapılmadığıdır. İnsanların kıyamete daha çok bu yönüyle bakmaları lazımdır. İşte Efendimiz (sav) soru sorana,

– Kıyamet için ne hazırladın? Adam:

– Allah ve Resulu’ne muhabbeti hazırladım. Efendimiz (sav):

– Öyleyse “Kişi sevdiğiyle beraberdir” demekle cevab-ı hakimâne ile sorulan soruyu cevaplandırmıştır.

12 ) İster sorulara cevap verirken, ister kapalı bir mevzuyu izah ederken irşad-ı hakimâne ile anlatmak çok mühimdir. İrşad-ı hakimâne şu demektir: Muhatabın aklını, hissini, beşeri zafiyetlerini de nazara alarak onu doyurabilecek cevapların verilmesidir. Tabir-i diğerle siz meseleyi üç beş noktasıyla anlattığınızda muhatap tatmin olacaktır. Fakat siz meselenin teferruat noktalarını bir araya getirerek onu on-onbeş noktasıyla anlattınız, adam tam tatmin oldu, pes dedi. İşte bu irşad-ı hakimânedir.

13 )Konuşma esnasında hem hareket, hem konuşma gibi tik halinde olan hareketlerden, konuşmalardan kaçınmak gerekir. Tik halinde olan hareket ve konuşmalar, antipatik bir hareket ve antipatik bir konuşmadır. Tik halinde olan hareket, lüzumsuz bir hareketi tekrardır. Mesela dudağını ısırıyor veya otururken ayağını oynatıyor… Yani aynı hareketi gayr-i ihtiyari, refleks olarak tekrar etmeye tik denir. Tik, bir insanın dalgınlığının alametidir. Tik, bir insanın başına bela ve musibet geleceğinin de bir göstergesidir. Bir insanda tik varsa o kişinin başına bela ve musibet gelecektir. Aynı zamanda böyle bir insan dikkatsizdir ve başkalarının da dikkatini dağıtandır. Hareketlerde olduğu gibi, konuşmalarda da aynı kelimeleri tekrar etme tiki vardır. Mesela, şey, bütün, yani, efendime söyleyeyim, tamam mı? anlaşıldı mı? gibi kelimelerin lüzumsuz tekrarı tiktir. Konuşmalarımız da bu gibi kelimelerin lüzumsuz tekrarlarından uzak kalabilmeliyiz.

14 )Sohbet yapan insan giyimine dikkat etmelidir. Mesela sarı ya da kırmızı renkli bir gömlek giymek dinen mahsurlu olmasa da örfe göre hafif meşreb bir görüntü vereceğinden buna dikkat etmek gerekir.

15 )Sohbetin başlama saati gibi sona erdirme saati de belli olmalıdır. İlk bölümden sonra arada bir dinlenme ve tekrar kısa bir mevzu ile sohbeti sona erdirmek gerekir. Dinleyicilerin “keşke biraz daha anlatsaydı” dendiği sıralarda konuşmayı bırakmalıdır.

16 )Sohbetlerde verilecek örnekler kişinin kendisine ait olmamalıdır. Her cümlenin arasında kendinizi örnek verir gibi ben merkezli misallerden uzaklaşmak gerekir. Kendimizden bahsedeceğimiz zaman bir başkasından bahsediyor gibi edebiliriz. Mesela Hasan Atıf Hoca rüya anlatırken; rüyayı kendi görmüş olmasına rağmen, bizim bir kardeşimiz bugün rüyasında Peygamber Efendimiz (sav)’i görmüş derdi. Acaba kim görmüş ki derdik. Sabah vakti daha yanına kimse gelmemiş. Bir kardeşimiz derdi. Bu çok mühim bir üsluptur.

17 )Kendimizden farklı düşünenlerin aleyhinde asla ve kat’a hiç bir şey konuşulmamalıdır. Velev onların bizim aleyhimizde olduğu ifade edilse bile; zaman zaman onların fazilet ve meziyetlerinin dile getirilmesi isabetli bir davranış olur. Bu anlayış meşrep ve meslek taassubundan hâli olduğumuzu gösterir. Özellikle hakperest olduğumuzu ortaya koymuş oluruz. Başkalarını methetmemiz bizim için başkalarının kaybolmasına değil, bilakis onların kazanılmasına sebebiyet verir.

18 )Konuşma aralarında etraftakilere nasılsınız, iyi misiniz? demek, iltifat etmek, onlarla yakından alakadar olmak oldukça mühimdir. Donuk, her şeye kapalı insan görüntüsünden kurtulup, sevimli bir çehre, mütevazi bir insan portresi çizmek çok mühimdir.

19 )Doğrudan doğruya mevzularımızı anlatmalıdır. Kehanet vâri, keramet vâri, geleceğe dönük mevzulardan bahsetmemek gerekir. Bu dinimize göre de uygun değildir. Geleceği ve gaybı ancak Allah (cc) bilir.

20 )Sohbetinde bulunduğunuz insanlar sizi sevmiş, kabullenmişse haftada bir ziyarette fayda vardır. Bu ziyaretler insanlara mesafe kat ettirme adına isabetli olur. Ziyaretler bir şeyi anlatmak için değil, sadece nezaket ziyareti olmalıdır.

21 )Mevzular kıssalarla desteklenebilir. Yalnız kıssalar düşündürücü, ibret almaya sevk edici mahiyette olmalıdır. Aşırı mizahi, uydurma, mantık dışı hikayelerden olabildiğince uzak durmalıdır.

Bir önceki yazımda makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
yorum yok
233 okuma
3 Ocak, 2015
Admin
Admin

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?